Denge

“Dengemizi yitirdiğimizde ölürüz, fakat aynı zamanda kendimizi gerçekleştirir, büyürüz. Gördüğümüz her şey değişiyor ve dengesini yitiriyor. Her şeyin güzel görünmesinin nedeni, dengesini yitirmiş olması, fakat temelinin daima mükemmel bir dengede durmasıdır.”

Böyle diyor Suzuki.

“Tabi ki dengemi yitireceğim, nasılsa temelim sağlam, buna güvenebilirim.” demediğimiz noktada deneyimlerimiz acı şeklinde tezahür ediyor.

Yaşamın dengesizliği, benim belirsizliğim, engellemem gereken bir şey değil. Öyle sanıyorum bazen hala. Önemli olan yazısını yazıp paylaşmak değil ki, önemli olan gün içinde o küçük şeyde, eylemin içinde bunu anımsamak.

Şimdi en önce kendim için tekrar edeceğim. İçimde karşılığı büyük.

“Tabi ki dengemi yitireceğim. Dengeler yitirilmek içindir. Kurulur ve yitirilir, doğası budur.
Her dengemi yitirişimde an be an, gün be gün ölmekteyim. Bu küçük ölümleri sadece izleyebilirim.
Ancak bu ölümlerle kendimi gerçekleştirip, kendim olurum. Ve ancak böyle an be an doğup büyüyebilirim.”

Denge yitirmeden büyümenin mümkün olduğunu söylemine rastlasam, “En temelden varoluşa dair bir şeyleri fena halde yanlış anlamışlar.” derim. Ama günün içinde bazen hala aynı saçma beklentiyi kendi kendime yarattığımı ve bunun otomatik olarak yarattığı acıyı görüyorum.

Allahtan şu ağacı rüzgârda seyrederken olduğu gibi bir uyanıklık anı mümkün oluyor bazen de, “Sahiden ne bekliyordun Sema kendinden?” diyebiliyorum.

Hiç düşmeyen ve büyümeyen bir çocuk mu olmak isterdik? Onu ister gibi davranıyoruz kendimize, düştüğümüzde.

Çalıştığım insanlara söylediğim şeyi, kendime söylemem gerekiyor: “Öğrendiklerimiz, bir hamal gibi sırtımızda taşımak ve bizi daha ağır yapmak için değil. Daha hafif ve özgür hissetmiyorsak, kesin bırakılacak gereksiz bir çaba var.”

“Daha az nasıl yapabilirim?” sorusu var mis gibi, şefkat kokulu:)

Her dengemizi yitirişimizde “Bir şeylerde çuvalladık, yaptıklarımız ve öğrendiklerimiz hiçbir işe yaramıyor ve olmaması gereken bir şey oldu.” sanmaktan vazgeçeceğiz. Bu bir sanrı.

Ölmeye direnmek, doğmaya direnmek oluyor. Çok gelişmek, öğrenmek, ilerlemek istiyoruz ya hani, onun yolu ölmeye, sarsılmaya da gönüllü olmaktan geçiyor.

Olması gereken şeyler oluyor.
Dengeler sarsılıyor.
An be an ölünüyor.
An be an doğuluyor.
Böyle böyle büyünüyor.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this:
search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close