Sevilmek Değil Sevmek İsteyen Hoca

Bir şeyi öğreten, bir grup insana alan tutan, bir grubu fasilite eden kişinin an onu gerektirdiğinde sevilmemeye, hatta bazen kızılmaya da razı olmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Eğer bu işleri yapma motivasyonunuz alttan alta beğenilmek ve çok sevilmek ise liderlik ettiğiniz alanda kimse büyüyemez.

Bunu anneliğe benzetiyorum çünkü bir çocuğun da büyüyebilmesi için sevgi isteyen değil sevebilen bir anneye ihtiyacı var. Sevebilen kişi gerektiğinde sınır çizebilen ve hayır diyebilen bir kişi.

Ve bu şefkat eğitimlerinde de böyle. Çünkü en temelde içinde şefkatin solunabildiği, güvenli bir büyüme alanı yaratmaya çalışıyoruz. Ve bu alan teorik tüm bilginin önüne geçiyor. Modelleyeceği, hayatına dönüp adapte edebileceği ilişkide başka türlü var olma hallerini, insan böyle böyle deneyimliyor.

Mevzu şefkat olunca sanki herkese, her an, sonsuz bir müsait olma hali, sevecenlik, sevgi ve anlayış vermek ve bunları koşulsuzca ve sınırsızca vermek anlaşılıyor. Bu bir yanlış anlama. Böyle bir alanda insan büyüyemez ve şefkat almak da böyle bir şey değil.

Koşulsuz kabul, “Kim olursan ol burada sana da yer var, burada her halimize yer var ve ben seni çekiştirmeyeceğim, senden bir şey yaratmaya çalışmayacağım.” tavrında var. Koşulsuzluk, sınırlarda yok. Tıpkı annelikte, ebeveynlikteki gibi.

Çizilen bir sınıra duymamış bir yerden riayet etmeyen kişiyi büyütme potansiyeli taşıyan tavır, hiçbir şey olmamış gibi yapmak ve sınırı çiğneyip yutmak değil. Nazikçe, yumuşakça, anlayan ve yargılamayan bir yerden “Bu yaptığın konuştuğumuz sınıra uygun değil.” diyebilmek. Bunu sevilme peşindeysek diyemiyoruz. Bunu ancak sevme peşindeysek diyebiliyoruz.

Bu küçük hatırlatmada, “Hata yaptığında benim açımdan kabul edilemez, sevilemez ve cezalandırılıcak biri olmuyorsun, hata yapan hallerinle büyüyorsun, hepimiz gibi, tüm insanlar gibi, benim gibi.” var.

Şımartmakla sevgi vermek arasındaki kalın çizgide işte bu sınırlar ve “hayır”lar var. Bu sınır ve hayırlar oldukça birini (kendimi de) çok sevgi verirsem şımarabilir mi, tepeme çıkar mı kaygılarının merceğinden görmeme ihtimalimiz doğuyor. İnsan da sevgiyle büyüdüğü için, burası büyümenin, değişimin, dönüşümün gerçekleştiği yer oluyor.

Kendimize şefkat ve başkalarına şefkat çalışmak bir madalyonun iki yüzü gibi ve yukarıda yazdıklarım içimizdeki ve dışımızdaki dünyaya uyarlanabilir.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this:
search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close